//-->
Beyin Gücü

Öğrenci olmak istiyorsanız, sitemizde Bire Bir Eğitim bölümünü ziyaret edebilirsiniz. Uzmanlar size en kısa sürede yardım edecekler. Gerekirse görüntülü olarak da konuşabilirsiniz.

Yazar Olmak İstiyorsanız, İletişim bölümüne yazar olmak istiyorum konulu bir mesaj atmanız yeterlidir. Uzmanların değerlendirmesinden sonra sitemizde yazar olabilirsiniz.

Beyin Gücü

hakankocaman

KOŞULSUZ SEVGİ

İnsan sevgiyle yaratılmış varlıklardandır..İçlerinde sevgiyi barındırırlar..Bu sevgi günlük hayatta bazı durumlarda açığa çıkar..Bu kişiden kişeye değişir tabi..Kimileri sevgi duymak için bir varlığa ihtiyaç duyarlar.Kimileri ise Yaratılanı Yaratan'dan dolayı severler..Bizim üzerinde durduğumuz konu yaratılanı Hakk'tan dolayı sevmektir..Her baktığı yerde onu görmek, nefes alışlarında , su içerken ne zaman olursa olsun sadece onu düşünmek ve şükretmek..
Yani Tasavvuf..Nedir Tasavvuf?Tasavvuf insanın yüce yaratıcısına karşı ne kadar aciz olduğunun farkına varması ve ahlakını iki cihan serveri Peygamber ( sav) in ahlakıyla ahlaklandırmasıdır. Bunun için evvela nefsin kemale ermesi aklın aklı selim, kalbin ise kalbi selim hale gelmesiyle mümkündür.
Bizler bu hususta TÜRK-iSLAM bilginlerini incelemeliyiz.Yani
Mevlana, Yunus Emre gibi Türk İslam Alimler..Hakk aşkıyla yanıp tutuşmuş tüm varlıkları Yaratan yarattığından dolayı sevmiştir.
Mevlana '' Ne olursan ol,gel'' sözüyle bunu anlatmıştır.Kendilerini bir hiçolarak,yok sayarak görmüşler ve öyle davranmışlardır.Lakin günümüzde sevgi,aşk başka yerlerde aranıyor..Maddiyatta , mevkide ..Ancak hiçbir durum insanın içindeki sevgiyi bu şekilde ortaya çıkaramaz.Sevgi koşulsuzdur..Önce içinde yeşermeye başlar sonrada bir fidan olup meyveleriyle bizlerimizin yüzünü güldürür..
Bir canlıya sevgi göstermek herkesin yapabileceği bir şeydir..Fakat insan zor olanı seçer nefsine uyup vicdanına karşı gelerek o'na zarar verir..İşte Farkındalıkta bu noktada devreye giriyor..

Koşulsuz sevgi tasavvufta ileri seviyelere ulaşmış insanların Yaratıcı'ya duydukları sevgidir..Hiç bir koşul beklemez..

''Cennet cennet dedikleri
Birkaç köşkle birkaç huri
Sen istiyene ver gil anı
Bana seni gerek seni.. ''

Yunus Emre'nin ''Bana seni gerek seni'' şiirinden kısa bir alıntı yaptım.Bu dizedende anlaşılabilceği gibi Yunus sadece Allah'ı (c.c) istemiş diğer zenginlikleri istememiştir.


Bir başka örnekde ; Hz. Ebu Bekir: "Cehennemde vücudum büyüsün tâ ehli imana yer kalmasın" demiştir.


Bu iki örnektende anlaşılabileceği gibi Aşkla dolu islam alimleri de insanlığın selameti için kendilerinin ateşe atılmasını dilemişlerdir. Zaten onları o seviyeye çıkaran da bu ruhtur.Hiç koşul beklenmeden yapılmalıdır iyilikler , ancak o zaman büyük hayırlara vesile olur..

Konuya devam ederken şu hikayeyi paylaşmak istedim.

'' Eskiden duvarları çokça süsleyen bir hat eseri vardı. Bu levha, hat sanatının en güzel örnekleri olarak duvarlarda yerini alır, gönülleri titretirdi. Bu levhalar üç harften ve kısacık bir kelimeden meydana gelirdi.

Tahmin etmişsinizdir; bu levhalarda “hiç” yazardı

İnsanlar bu yazıyı okudukça kendilerinin ve içinde yaşadıkları dünyanın fâniliğini, gelip geçiciliğini hatırlayıp iç dünyalarına çeki düzen verirlerdi.
Evet, maddî hayatın sonu, gerçekten de hiçlikti, hiçti. Devam eden, sona ermeyen, hep süren, manevî varlığımızdır. Dolayısıyla, nasıl olsa sona erecek olan maddî varlığımız, sona ermeden önce onun hiçliğini düşünmek ve ona göre hazırlanmak gerekir.
Bu sebeple de Efendimiz, “Ölmeden önce ölünüz, hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekiniz.” Buyurmuştur.
Hazreti Mevlana bu levhayı kendi gönül duvarına asmış da dünya âleme ilân etmektedir:

“Ben bir hiçim, hiçim, hiçim!…”

Kulluğu hayatın gayesi ve şerefi bilen bu insanda benliğin, bencilliğin, gururun zerresi bulunabilir mi?
Mevlana bu hususta niçin böylesine hassastır?

Sebebi çok önemlidir:

''SEN sende oldukça ve sen kendine taptıkça, senden sana yol vermezler. Senin varlığın ve kendini bir şey sanman sende bulundukça, huzuru bulurum zannetme. Çünkü sen hâlâ benlik putuna tapmaktasın.”

İşte bu örnektede görüldüğü gibi Mevlana kendini aciz görüp, yok saymış Ruh'unu üstün mertebelere çıkarmıştır.Şimdi gelelim bu hikayenin bizimle olan alakasına... Koşulsuz sevgide şartlardan biri insanın kendini bir Hiç olarak görmesidir..Yani nefsini,gururunu,kibirini bir yana bırakmalı , egosundan kurtulmalıdır..Böylece her yaratılana sevgi gösterebilcektir, Yaratıcıdan dolayı... Koşulsuz sevgi 'ye ulaşmak başkalarının isteklerini , ihtiyaçlarını kendi ihtiyaç ve isteklerinden daha önemli görmektir..Koşulsuz sevgi bir deniz gibidir..Orada herkes eşittir..Mevlana bu maksatta :

Denizin kenarına kadar, ayakların izi vardır. Ama denize girdikten sonra ne iz kalır, ne işaret. - demiştir.

Koşulsuz sevgide her insan eşittir.Hiç bir ayrıcalık yoktur.Çünkü insan nefsine karşı gelmiştir.

Mevlana’nın insan sevgisi tarif edilemeyecek kadar büyüktür. Aynı zamanda Mevlana’nın insanlara duyduğu saygı da tarif edilemeyecek kadar derindi: Ayırmadan herkese saygı ve sevgi… Başkaları da bu nezakete karşılık verirler, ona saygı göstermeye uğraşırlardı. Mesela bir topluluğa girdiği zaman kendisine saygı duyarak ayağa kalkarlardı. Mevlana bunu istemezdi. Hele de kendisi için birini oturduğu yerden kaldırdıkları zaman bu hale çok üzülürdü.
Mevlana’nın insan sevgisi ne güzel bir örnek:
Mevlana bir gün hamama gitmişti. Soyunup hazırlandı, yıkanma yerine girdi. Girdi, ama girmesiyle çıkması da bir oldu. Tekrar giyindi ve gitmeye hazırlandı.
Sebebini sordular.
Dedi ki:

“Soyunup hamama girmiştim. Tellak beni görünce, bana yer açmak için bir şahsı havuzun başından uzaklaştırdı. Benim yüzümden rahatsız edilen o kişiye karşı utancımdan o kadar terledim ki dayanamayıp dışarı çıktım!”


İşte bu insana karşı duyulan koşulsuz sevgidir..


Umarım aydınlarıcı olmuştur..Selametle


Hakan Kocaman



YAZI copyrigtlıdır. © İzinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır. ☺





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsminiz:
E-mail adresiniz:
Mesajın:

Toplam 6107 ziyaretçi yazılarımızı okudu.
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=